|
Çocuklarda ilk
dilin kazanılması ve dil gelişimi ile ilgili konular,
dilbilimin yoğun bir çalışma alanı haline gelmiştir. Dilin
karmaşık yapısını öğrenmek için, dilbilimde en çok
kullanılan yöntemlerden biri, çocukun dili kazanma
sürecindeki aşamalar, izlemektir. Çocuklarda dil gelişimi
ile ilgili çalışmaların çoğu dizim bilgisi (sözdizimi syntax)
ve anlambilim (semantics) yönünden yapılmaktadır. Dizim
bilgisi, cümlenin yapısını inceleyen bir dilbilim dalıdır.
Sözcüklerin cümle içinde sıralanmaları, dillerin cümle
yapılarının belirlenmesi, özne-tümleç ve yüklemin bir
dildeki sıralanışı ve adların sıfatlarla bir araya geliş
biçimleri konularıyla ilgilidir. Anlambilim, dili anlam
yönünden ele alan, dilin düşünce yanıyla, sesle düşünce
arasındaki ilişkilerle ilgili bir dilbilim dalıdır.
Çocukların dili
anlamlı kullanıp kullanmadıklarını ölçmek amacıyla bazı
testler geliştirilmiştir. Bu testler genellikle sözcük
dağarcığı ve söz dizimine önem vermekte, ayrıca uygun bir
standarda göre çocuğun dili kullanımını ölçebilmektedir.
Ancak çocuğun dil gelişiminin değerlendirilmesinde
kullanılacak testlerin genel gelişim testleri ile birlikte
uygulanması değerlendirme açısından daha sağlıklı olacaktır.
Her ne kadar yapılandırılmış testler, çocukların dili
kullanımlarını değerlendirmede etkili olsa da, testlerin
sınırlı olduğu düşüncesiyle daha uzun süreli gözlem ve
değerlendirmelere gereksinim olduğu düşünülmektedir. Çocuğun
çevresinde yapılan gözlemler, ailesinden ve okulundan alınan
bilgiler, çocuğun kendisini ifade edebilme ve çevresiyle
iletişim kurabilme becerisiyle ilgili bilgi vermede önem
kazanmaktadır.
Çocuğun dil
gelişimi izlendiğinde, dili anlama ve konuşmada belli
aşamalar geçirdiği görülür. Yeni doğan döneminde (0-6 hafta)
bebek refleksif sesler çıkartır. Bunlar, farklılaşmamış
sesler olarak adlandırılmakta, amaçsız, anlamsız ve
rastlantısal olarak çıkarılmaktadır. Bir süre sonra bu
sesler farklılaşarak, uyarıcıyla ilişkili olarak, genellikle
açlık ve rahatsızlık ağlamaları şeklinde değişikliğe
uğrarlar. Gığıldama dönemi olarak belirlenen 6 hafta ile 3
ay arasında bebek ses oyunları ile ses üretiminden zevk
aldığını belli eder. A-u-o gibi ünlülerin uzatılması ile
s-k-g gibi yumuşak damak ve gırtlak seslerinin çıkarılması
bu dönemin en belirgin özelliği sayılmaktadır. Bebek artık
annesinin sesine de gülümsemektedir.
Mırıldanma (Babbling
dönemi) 3-6 aylar arası olup, bebek b-m-p gibi dudak
seslerini çıkarmaya başlamıştır. Bebeğin ses mekanizması
üzerindeki kontrolünün arttığı ve kendi çıkardığı sesleri
taklit ettiği görülür. 6-9 aylar arasındaki mırıldanmanın
tekrarı (Lalling) döneminde, bebeğin çıkardığı sesler hece
tekrarına doğru değişmektedir ve ba-ba, ma-ma gibi
ünlü-ünsüz türü birleşimler en sık rastlanan yapılardır.
Bebek ses oyunlarında ritm kullanmaktadır. Ses-sözcükler
döneminde (9-12 ay), tekrarlama ve çeşitlenmiş mırıldanma
görülür. Bu dönemde çıkarılan sesler, ana dile ait
seslerdir. "Jargon" denilen, anlaşılmayan fakat entonasyonu
nedeniyle düz cümle ya da soruya benzeyen yapılar ve çocuk
için sözcük veya cümle yerini tutan yapılar, bu dönemin en
belirgin özelliğidir. 12-18 aylar arasında çocuklar, ilk
sözcüklerini söylerler ve bu ifadeler bulundukları durumla
birlikte yorumlanmalıdır. I8-24 aylar arasında çocuklar tek
sözcükleri ard arda getirerek iki ve üç sözcüklü birleşimler
oluştururlar. Çocuğun bu dönemde 100-200 arasında sözcüğü
vardır.
Çocuğun söylediği
sözcüklerin çeşidi incelendiğinde çoğunluğu isim olmak üzere
birkaç fiil, sıfat ve zamirleri de kullandığı görülür. 2-3
yaş arası, dilbilgisi yeteneğinin ve sözcük dağarcığının en
hızlı geliştiği dönemdir. 3-4 yaşlar arasında çocukların bir
çoğu kendi ana dillerinin temel yapılarını öğrenirler. Söz
dizimi yapısı yetişkininkine benzer. Sözcük dağarcığı 900
civarındadır. Geçmiş, şimdiki ve geniş zaman kullanımı
görülür. Çocuklar genellikle, 4-5 yaşlarında kendi
dillerinin dilbilgisi yapısını tamamiyle öğrenmiş olurlar.
Karşılıklı Konuşmanın Gelişimi Normal dil gelişimine sahip
olan bir çocuk, konuşmaya nasıl başlayacağını, nasıl devam
ettireceğini, söyleyeceklerini dinleyicilere ve farklı
durumlara göre nasıl uygun hale getirebileceğine ilişkin
kuralları zaman içinde öğrenecektir. Çocuklar konuşmaya ait
her bir kuralı farklı yaş dönemlerinde kazanmakta ve bir
sonraki yaşta yeni beceriyi öğrenirken eskisini
geliştirmektedirler.
Örneğin; 2-2,5
yaş öncesindeki çocuklar, karşılarındaki kişinin kendilerini
dinlemesini beklemeden konuşmaya başlar ve bunu sürdürürler.
2,5-3 yaşlarında ise, söyleyeceklerini tüm çevresindekilerle
değil, konuşmaya başlamadan önce konuşacağı kişiye yönelerek
onun adını söyleyip daha sonra anlatacaklarını paylaşma
eğilimindedir. Ancak bunu yaparken de kendisini dinleyecek
olan kişinin dikkatini toplamasına fırsat vermemektedir.
Konuşmayı devam ettirmede en önemli kurallardan birisi
çocuğun anlatacaklarını belli bir sıra izleyerek ifade
etmesidir. Konuşmanın diğer temel kuralı ise "Ortak bir
konu" nun olmasıdır. 2 yaşında bir çocuk kısa süreli bellek
ve kısa süreli dikkate sahip olduğundan konuşma konularını
sıklıkla değiştirme eğilimindedir. 2-3 yaş arasında, belli
bir konu üzerinde konuşma becerisi gelişmesine rağmen çocuk
nadiren belli bir konuda birbirini izleyen iki cevap
verebilmektedir. Çocuğun cevabı genellikle önceden söylenen
yetişkinin cevabıyla ilgilidir ve bazı durumlarda bunu
tekrar etmesi yeterli olacakken bu cevap ek bir bilgiyi de
içermektedir. 3 yaş döneminde, çocuğun cevapları yetişkinin
önceden söylediği içerik ve söz diziminin benzeridir. Bu da
çocuğun konuşmasının akıcı olmasını sağlar ve yanlış anlama
olasılığını azaltır.
Bunun yanısıra, 3
yaşındaki bir çocuğun ifadesinin yeterli olduğu
düşünülmesine rağmen, konuşma örnekleriyle ilgili yapılan
bazı çalışmalar, 3 yaş çocuğunun, dinleyicinin dikkatini
toplamakta başarısız olduğunu ve cevap verilmesini
gerektirmeyen tek yönlü konuşmalara yöneldiklerini
göstermiştir. Aynı çalışmalarda, 4-5 yaş düzeyindeki
çocukların kendilerini dinleyenlerle daha çok etkileşime
girdikleri ve konuşulan konuya katılımlarının daha fazla
olduğu gözlenmiştir. İfade Edici Dil Gelişiminde Grup Ve
Bireysel Eğitimin Önemi İfade etme ile ilgili etkinlikler
genel olarak küçük gruplarda daha iyi yürütülmektedir. Grup
çalışmasının yararları şunlardır:
1. Çocuğun
yaşıtları ile etkileşim ve iletişim kurmasına fırsat verir.
2. Büyük gruplar,
oynanan oyunlar yapılan etkinlikler ve tartışma ortamları
için elverişlidir.
3. Gruplar; rica
etmek, yönerge vermek, önermek, soru sormak, sorulara cevap
vermek gibi durumlara daha fazla olanak sağlar.
4. Dili iyi
kullanan çocuklar diğerleri için uygun bir model
olabilirler; çocuklar genellikle kendilerininkine yakın dil
özellikleri olan daha büyük yaş çocuklarını model almayı
tercih ederler.
Bireysel
çalışmanın gerekli olduğu durumlar ise aşağıda
belirtilmektedir:
1. İçe kapanık,
pasif ve dikkati dağınık çocuklar için bireysel çalışma daha
uygundur.
2. Çocukların
bazı kavramları anlamaları ve öğrenmeleri bireysel çalışma
ortamında daha kolaydır.
3. Grup çalışması
için iyi bir temel oluşturur. Dil öğretimi, çocuğun
ilgilendiği etkinliklerin bir parçası olarak
değerlendirilmektedir. Örneğin; çocuk jimnastik saatlerini
seviyorsa "Koş", "Zıpla", "Yürü", "Atla" gibi sözcükler bu
etkinlik şırasında pekiştirilebilir. Bununla birlikte,
yapılacak etkinliğin ilgi çekici şekilde çocuğa sunulması da
dil becerilerinin öğretilmesini kolaylaştırıcı olacaktır.
Dil, kısa sürede kazanılan ve gelişen bir beceri
olmadığından çocuğun gün boyunca kullanacağı bir araç gibi
düşünülmeli ve çocuk her söylediği sözcük için
desteklenmelidir. Ayrıca çocuk sürekli olarak konuşması için
yönlendirilmelidir. Çocuk konuşmadan gereksinimleri tahmin
edilip giderildiği sürece konuşma gereksinimini
hissetmeyecektir. Örneğin; oyuncağını uzanamayacağı bir
yerde gördüğünde onu istemek için konuşma ihtiyacı
duyacaktır.
Eğitim İçin Temel
Kurallar
1. Kullanılan
materyaller çocuğun ilgisini çekmeli ve uygun gelişim
düzeyinde olmalıdır.
2. Kullanılan
sözcükler çocuğun anlama düzeyinde olmalıdır.
3. Yetişkin yada
eğitimci, çocuk için iyi bir model olmalıdır.
4. Çocuğun
yetişkine dikkatini vermesi önemlidir. Eğer çocuk, seçilen
materyallere ilgi göstermiyorsa etkinlik çocuğun ilgilendiği
konuya yönelik olarak hazırlanmalıdır. Bu, çocuk kuralları
koyar demek değildir. Ancak çocuk yapılacak etkinliğe ne
kadar istekli olursa o kadar çabuk öğrenir.
5. Etkinliklerin
çoğu farklı amaçlar için de kullanılmalıdır. Örneğin: kum ve
su gibi görme-dokunma ve işitme ile ilgili organları uyaran
araştırma niteliğindeki oyunlar ve hayali oyunlar anlama ve
ifade etmeyi geliştirmek için kullanılabilir.
6. Materyalleri
amacına uygun kullanmadan önce çocuğa onları tanıması için
fırsat verilmelidir.
7. Çocuk bir
etkinlikle uzun süre ilgileniyorsa, etkinlik
değiştirilmemelidir. Çünkü bu, çocuğun halen o etkinlikten
bir şeyler öğrendiğini göstermektedir. Çocuğun hareketlen
monotonlaşmaya başladığında mutlaka yeni bir materyal
verilmelidir.
8. Çocuğun
ilgisini çekmeyen bir etkinlikte ısrar edilmemelidir.
9. Çocuğun
öğrendiklerini pekiştirebilmesi için gerekli olan
tekrarlamaları yaptığından emin olunmalıdır.
10. Çocuğa
hatalarını düzeltmesi için zaman verilmelidir. Bu, çocuğun
kendisine olan güvenini geliştirecektir.
11. Genelleme
yapabilme, çocuklar için önemli bir beceridir. Çocuk yeni
öğrendiği becerileri mümkün olduğunca farklı durumlarda pek
çok kez ve eğitimciden farklı kişilerle de tekrarlanmalıdır.
12. Çocuğun ne
söylediğiyle ilgilenilmeli ve söylediklerini nasıl
ilettiğine dikkat edilmelidir.
13. Çocuk
çevresindekilere iletişim kurmak istediğinde çevresindeki
kişilerin de ona cevap vermeleri sağlanmalıdır.
14. Çocuk ile
konuşurken ona sürekli soru soran ve onu sürekli izleyen bir
yetişkin modeli olunmamalıdır. Çünkü böyle bir davranış,
çocuğu konuşmaktan uzaklaştıracak ve ona zayıf bir iletişim
modeli sağlayacaktır.
DEMİR, ABDULLAH,
2005 KAYNAKÇA: Akçemete Gönül, İşitme Güçlüğü Olan Çocuğuma
Nasıl Yardımcı Olabilirim, Aydoğdu Oftset, Ankara, 1999
Baykoç, Dönmez. N. "Dil Gelişimi ve Dil Gelişimini
Değerlendirmede Kullanılan Testler". Çocuk Gelişimi ve
Eğitimi Dergisi, No:1, 1986. Baykoç, Dönmez, N., Arı, M.
"12-30 Aylık Türk Çocuklarında Dilin Kazanılması". Çocuk
Gelişimi ve Eğitimi Dergisi, No:2, 1987. Bloom, L, Lahey, M.
Language Development and Language Disorders. John Wiley and
Sons, USA 1978. Lawrence, B.M. "Conversation and Cooperation:
Child Linguistic Maturity, Parental Speech and Helping
Behavior of Young Children". Child Development, Vol:55,
1926-1935, 1984.
Gönderen : Abdullah DEMİR |