|
Mikrosefali yaş ve
cinsiyete bağlı olarak değişen baş ve baş çevresi
boyutlarının standartlardan küçük olması olarak
tanımlanır. Mikrosefali bir hastalık olarak
tanımlanmasından daha çok bir klinik bulgudur. Hatta
bazen normal varyasyonun bir ucunu gösterebilir. Eskiden
yaş, cinsiyet ve ırk ortalamasının iki standart sapmadan
küçük olan ölçümlere mikrosefali denilmekteydi, ancak
sağlıklı okul çocuklarının % 1.9'unun ortalamanın iki
standart sapmanın altında baş çevresi sahibi olmaları ve
normal zekalı bazı ailelerde dominant ya da resesif
olarak mikrosefali ve kısa boy geçişi olması bu tanımı
değiştirmiştir.
Kafatasının küçük
boyutu küçük beyine işaret eder. Ancak mental
retardasyonun boyutunu beyin boyutu değil altta yatan
yapısal patoloji belirler.
Mikrosefali iki
ana gruba ayrılır;
1. Birincil mikrosefali: Gebeliğin ilk yedi ayında olan
anormal gelişimin sonucunda ortaya çıkan küçük beyini
tanımlar.
2. ikincil mikrosefali: Gebeliğin son iki ayında ya da
perinatal dönemde olan bir hasar sonucunda ortaya çıkan
küçük beyini tanımlar.
Baş Çevresinin
Normal Gelişimi:
Doğumda ortalama 35 cm olan baş çevresi, ilk iki ay
haftada 0.5 cm; iki ile altı ay arası ise haftada 0.25
cm büyür. ilk üç aydaki ortalama toplam kafa çevresi
büyümesi 5 cm iken, bu ikinci üç ayda 4 cm ve üçüncü üç
ayda 2 cm kadardır. Dokuz ay ile bir yaş arasında ise
baş çevresi 1 cm kadar artacaktır.
Birincil Mikrosefali
Birçok genetik ve çevresel etken sonucu oluşur.
1. Genetik
2. Karyotip Bozuklukları
a. Down Sendromu (Trizomi 21)
b. Edward Sendromu (Trizomi 18)
c. Cri-du-chat Sendromu (Sp-)
d. Cornelia de Lange Sendromu
e. Rubinstein Taybi Sendromu
f. Smith Lemli Opitz Sendromu
3. Radyasyon İyonize radyasyon ile özellikle dördüncü ve
yirminci gebelik haftaları arasında karşılaşmak
mikrosefalide önemli bir etkendir. Ne kadar erken
karşılaşılırsa beyin o kadar küçük, nörolojik
anormalliğin sonuçları da o kadar kötü olacaktır.
4. Doğumsal Enfeksiyonlar
5. Kimyasal Ajanlar
a. İlaçlar
b. Metabolik
İkincil Mikrosefali
Nedenleri
1. Menenjit ve ensefalit
2. Malnütrisyon(Beslenme yetersizliği)
3. Hipertermi(ilk 4-6 haftada olan belirgin yüksek ateş)
4. Hipoksik-iskemik ensefalopati
Tanı
Doğumdaki baş çevresinin küçük olması embriyonik ya da
fetal gelişimde olmuş bir olayı göstereceğinden
önemlidir. iki yaş sonrasında beyine olan bir girişim
pek ağır bir mikrosefali ile sonuçlanmaz. Bunlar dışında
aile öyküsü genetik etkenlerin ortaya çıkarılması
açısından önemlidir. Risk etmenleriyle karşılaşma;
örneğin radyasyon, enfeksiyon, ilaçlar önemlidir. Annede
diabetes mellitus ya da fenilketonüri; özellikle yaşamın
ilk 4-6 haftasında olan yüksek ateş, havale
araştırılmalıdır.
Fizik incelemede
tek bir ölçümden çok seri baş çevresi ölçümlerinin
değerli olması bize izlemin önemini belirtir. Bu
özellikle en az bir anormalliğin saptanmasında
gereklidir. Ayrıca anne-baba ve kardeşlerin de baş
çevresi ölçülmelidir. Araştırmalara göre normal sınırlar
içinde olan ama boy ve kilosuna oranla daha küçük baş
çevresi olan bebekler yedi yaşına geldiklerinde yapılan
testlerde gelişme geriliği gözlenmemiştir.
Eğer çocukta bir
kromozomal sendromdan kuşkulanılıyorsa ya da anormal yüz
şekli, kısa boy ya da ek doğumsal anomaliler varsa,
karyotipleme yapılmalıdır.
Açlık plazma ve idrar amino asit analizi yapılmalıdır.
Serum amonyumu belirlenmelidir. Doğumsal enfeksiyonların
tanısında seroloji ve virolojiden yararlanılır.
Radyolojik
incelemelerde tanının konunmasında yararlıdır
|