|
Kaynaştırma,
gerektiğinde sınıf öğretmeni ve/veya engelli öğrenciye
destek özel eğitim hizmetleri sağlanması koşuluyla, engelli
öğrencilerin normal eğitim ortamlarına yerleştirilmesidir (
Kırcaali-İftar, 1995)
Eğitimde fırsat
eşitliği ve normalleştirme, kaynaştırmanın temel felsefesini
oluşturmaktadır. Bu bağlamda, eğitimde fırsat eşitliği ve
normalleştirme ilkesinden kaynağını alan kaynaştırma,
engeli, türü ve derecesine bağlı olarak engelli ve normal
gelişim gösteren çocukların eğitsel ve sosyal yönden
birleştirilmesi süreci olarak tanımlanmıştır (O.E.C.D.,
1995, Kuz, 2001). Normal eğitim ortamlarında eğitim gören
özel gereksinimli öğrenciler, engelli olmayan öğrencilerle
birlikte eğitim almakla etkileşmeyi, iletişim kurmayı,
arkadaşlıklar geliştirmeyi, birlikte çalışmayı ve bireysel
olarak güçlü ve zayıf ortaklık alanlarda birbirlerine
yardımcı olmayı öğrenmektedirler ( Batu, 2000).
Okulöncesi dönem
zeka ve sosyal gelişmenin yoğun ve hızlı gerçekleştiği bir
dönemdir. Bu dönemde çocuklar diğer çocuklarla oyun oynarken
daha uzun süre aktiviteye odaklanabilirler ve daha iyi
iletişim kurabilirler (Kotulak, Connaughtan, 2002).
Kendi
yaşıtlarıyla birlikte olabilme de okulöncesi zihin engelli
çocuğun temel ihtiyaçlarından biridir. Bu birlikteliğin de
en çok görüldüğü etkinlik ise oyundur (Oktay, 2000). Zihin
engelli bireylerde okul öncesi dönemde normal çocukların
geçtiği evrelerden geçtiklerinden dolayı bu dönemde normal
çocukların yararlandığı eğitim ortamlarından yararlanmak
durumundadırlar. Özellikle 573 sayılı KHK ve PL 94-142 nolu
yönetmelikler incelendiğinde, zihinsel engelli çocukların,
ihtiyaçları olan eğitim ortamlarında eğitilmeleri esastır.
Normal öğrencilerle zihinsel engelli öğrenciler açısından
sosyal bütünleşmenin sağlanması; zihinsel engelli çocuğun
normal eğitim olanaklarından yararlanmasıyla mümkün olur.
Okulöncesi
dönemde aşağıda sıralanan öğretim oturumlarında zihinsel
engelli çocukların oyun etkinlikleriyle normal çocuklar
tarafından kabul edilmeleri ve zihin engelli çocukların
sosyal bütünleşmesinin sağlanması kolaylaşmış olacaktır.
Okulöncesi dönemde çocukların temel ihtiyaçları
bulunmaktadır. Bu ihtiyaçları; iyi bakım, beslenme, sevgi,
güven, hareket, yaratıcılığı destekleyici ve estetik
duygusunu geliştirici ortam, kendini tanıma, kanıtlama,
özgürlük, diğer çocuklarla birlikte olma ve oyun olarak
sıralayabiliriz (Oktay, 2000). Özellikle bu sıralanan
ihtiyaçların karşılanması – ki bunlar zihin engelli
çocukların da ihtiyaçlarıdır – çocuğu sosyal çevresiyle bir
bütün olarak görmek gerekir. Özürlü çocukların normal
gelişim gösteren çocuklardan soyutlanması duygusal ve sosyal
gelişimlerini olumsuz yönde etkilediği kadar dil ve zihin
kapasitelerinin gelişimi açısından da çok önemli
fırsatlardan yoksun kalmalarına neden olmaktadır. Sosyal
bütünleşme hem normal hem de zihin engelli çocuklar için
önemli bir fırsatın başlangıcıdır (Atak, 1999) bu nedenle
engelli çocuklar normal çocuklarla daha fazla bir arada
olmaları açısından desteklenmelidirler. Özellikle yukarıda
sayılan, bir çocuğun ihtiyaçlarını tanımlayan bu maddelerin
zihin engelli bireyde gelişimi açısından okulöncesi dönemde
de sosyal bütünleşme ortamından yararlanmasını gerektirir.
Okulöncesi eğitimin amacı, çocukların gelişim özelliklerini,
yetenek ve bireysel farklılıklarının göz önünde bulundurmak,
onların dil, zihin, motor, sosyal ve duygusal beceri
gelişimlerini desteklemektir. Normal gelişim gösteren
çocuklar için olduğu kadar özürlü çocuklarında yeteneklerini
geliştirmeleri, çevreleriyle uyumlu olabilmeleri, olumlu
sosyal iletişim kurabilmeleri okulöncesi dönemden itibaren
desteklenmelidir. Böylece zihin engelli bireyin topluma uyum
göstermesindeki ilk adım atılmış olacaktır (Atik,1999).
zihin engelli bireyler okulöncesi dönemde sosyal bütünleşme
ortamına girdiğinde normal çocukları gözleme ve onları model
alma fırsatını yakalamış olacaktır. Bu da okulöncesi dönemde
zihin engelli çocukların sosyal bütünleşme ortamlarında
bulunması gerektiğinin önemini göstermektedir. Çocuk
okulöncesi dönemde yapması ve gelişmesi gereken özellikleri
açısından önemli bir fırsat yakalamış olacaktır. Okul öncesi
dönemde zihin engelli bireyler ile normal öğrenciler şu on
beceri ile sosyal bütünleşme içerisine alınacaktır. Bu
beceriler aynı zamanda sosyal bütünleşmenin sağlanmasına
hizmet edecek öğretim oturumlarıdır. Bu beceriler sırasıyla
şu şekildedir:
1. Çocukların
içinde bulundukları çevreye dikkatle bakmalarını sağlamak ve
gözlem becerisini artırmak.
2. Çocuklara iyi
bir dinleyici olmanın hem iyi bir öğrenci hem de iyi bir
arkadaş olmak için gerekli bir beceri olduğunu öğretmek.
3. Çocuklara,
insanları dinleyerek, yüz ifadesine, ses tonuna ve duruşuna
bakarak duygularını anlatabileceklerini ve karşısındaki
kişinin duygusunu anlamanın önemini öğretmek.
4. Çocuklara,
uygun şekilde dikkat çekmenin ve bir oyuna ya da etkinliğe
katılmanın uygun yollarını bulmayı öğretmek.
5. Çocuklara,
istediğimiz ancak uygun olarak bir grubun oyununa
katılamadığımız ve grup bireylerinin dikkatini çekemediğimiz
durumlarda ne yapmamız gerektiğini öğretmek.
6. Çocuklara,
kızgınlık ve alay edilme ile başa çıkma becerilerinin
öğretmek.
7. Çocuklara
uzlaşma ve arkadaşça tutumlar geliştirmeyi öğretmek.
8. Çocuklara bazı
durumlarda arkadaşlarına yardım etmelerinin, onlara cesaret
verici sözler söylemenin ve sıra beklemenin, arkadaşlıkları
güçlendirecek davranışlar olduğunu ve bunun insana zevk
verdiğini öğretmek.
9. Çocuklara
paylaşma ve işbirliği yapmanın arkadaşlık ilişkilerini
geliştirecek davranışlar olduğunu öğretmek.
10. Çocuklara,
kendi ve başkaları hakkında olumlu düşünme ve ifade etme
becerilerini öğretmek ( Bilbay, Çetin ve Kaymak, 2001, s.
61-165).
Sosyal
bütünleştirme programlarında normal ve zihin engelli
çocukların birbirleri üzerindeki etkileşimleri yalnız o
döneme yönelik kazançlarla kalmayıp, ileriki yaşamlarında da
kazançlar elde etmelerini sağlamaktadır. Örneğin okulöncesi
dönemde edinilen deneyimler daha sonraki yaşlarda
karşılaşılacak olan farklı ve engelli bireylerin de toplum
tarafından sosyal kabul görmeleri için uygun davranışlar
kazanmasına katkıda bulunmaktadır (Karamanlı, 1998).
Sosyal
bütünleştirme, normal bireylerin engelliler hakkında daha
duyarlı hale gelmelerini sağlamaktadır. Ayrıca normal
çocukların zihin engelli çocuklarla sosyal bütünleşme
içerisinde bulunması onları;
Diğer
insanların ihtiyaçlarına duyarlı olma
Engelli
bireylerle olan ilişkilere değer verme, geliştirme
Diğer insanlara
karşı gösterilen tolerans düzeyinde artış
Kişisel gelişim
Benlik değerinde yükselme
Akranlarla olan
kişisel statüde olumlu yönde değişiklikler
Bireyler arası
farklılıkları daha iyi değerlendirme
Sosyal
bilişlerde gelişim
Sıcak
arkadaşlık ilişkileri geliştirme, yönlerinden geliştiklerini
göstermektedir (Kuz, 2001).
SOSYAL BÜTÜNLEŞME
ÖĞRETİM OTURUMLARI VE KULLANILABİLECEK OYUN ETKİNLİKLERİ
1. OTURUM:
Çocukların içinde bulundukları çevreye dikkatle bakmalarını
sağlamak ve gözlem becerisini arttırmak. Çocukların
çevrelerindeki kişilere yada nesnelere karşı
farkındalıklarını artırmak. Çocukların görsel hafızalarını
geliştirmek. Bunun için uygun oyunlar: 1. Çevremin
Farkındayım: Çocukların bulundukları çevreye bir dakika
boyunca bakmaları istenir. Sonra gözlerini kapatmaları
istenir ve bulundukları ortamla ilgili şu sorular sorulur.
Ayşe’nin yanında kim oturuyor? Kimin gözlüğü var? Sınıfta
kaç pencere var? Kimin giysisinde kırmızı var? Oyunun
sonunda insanların tıpkı bu oyunda olduğu gibi çevrelerine
dikkatle bakarak insanlar, nesneler ve olaylar hakkında
birçok özelliğin farkına varabilecekleri belirtilir (Dinkmeyer
ve Dinkmeyer, 1982). 2. Nesi Var?: Çocuklara nesi var
oyununun oynanacağı belirtilir. Çocuklardan birine odada
bulunan bir nesneyi yada gruptan bir kişiyi aklında tutması
istenir. Diğerlerinden ise bulundukları çevreye bir dakika
boyunca bakmaları ve sonra gözlerini kapatmaları istenir.
Çocuk tuttuğu şey hakkında diğer üyelere küçük ipucu verir
ve diğer üyeler gözleri kapalı iken Nesi Var? Diye sorarak
onun ne tuttuğunu bulmaya çalışır. Her çocuk aklından bir
nesne tutana dek oyun devam ettirilir.
2. OTURUM:
Çocuklara grup kuralları ve insanları gözleyip dinlemenin
önemi anlatılır. Çocuklara iyi bir dinleyici olmanın hem iyi
bir öğrenci hem de iyi bir arkadaş olmak için gerekli bir
beceri olduğu söylenir. Çocuklar birini dinlerken konuşan
kişinin yüzüne ve gözlerine bakacaklar, çocuklar birini
dinlerken başlarını sallayarak “evet” diyerek dinlediklerini
gösterecekler, çocuklar konuşan kişi sözünü bitirdikten
sonra konuşmaya başlayacak. 1. Alo: Çocuklara telefonda
konuşmak ile yüz yüze konuşmak arasındaki farklar sorulur.
“hangisinde karşımızdaki kişinin bizi dinleyip dinlemediğini
anlayabiliriz” diye sorulur. Bunun nedenleri üzerinde
konuşulur. Yüz ifadesinin ve beden duruşunun önemi
vurgulanır. Dikkatli dinleme ve dikkatsiz dinlemenin
özelliklerinden söz edilir. 2. Kulaktan Kulağa: Çocuklardan
daire oluşturmaları istenir. Çocuklardan biri kendine
söylenen cümleyi diğerinin kulağına fısıldar. Diğeri de
yanındakinin kulağına aynı sözü fısıldar. Bu şekilde ilk
olarak fısıldayan kişiye gelene kadar devam eder. Daha sonra
ilk cümleyi tekrar eden kişi kendine gelen cümleyi gruba
söyler ve öğretmen öğrenciye ilk söylediği cümle ile son
gelen cümleyi karşılaştırıp doğru olup olmadığını söyler.
Daha sonra gruba uygulama hakkında sorular sorulur ve
tartışılır.
3. OTURUM: Bu
oturumda öğretmen çocuklara insanların duygularını nasıl
anladıklarını sorar. Öğretmen insanları dinleyerek yüz
ifadesine, ses tonuna ve duruşuna bakarak duygularını
anlatabileceklerini belirtir. “insanları dinleyerek
duygularını öğrenebiliriz, bazen insanlar neler
hissettiklerini hemen söylerler, bazense insanların
duygularını anlamak için çaba sarf etmek gerekir, bu nedenle
böyle durumlarda kişilerin yüz ifadelerine, duruşlarına,
seslerinin tonuna bakmak gibi sözsüz mesajlarına dikkat
etmek gerekir” şeklinde açıklama yapılır. 1. Sessiz Sinema:
Farklı duyguları gösteren resimli kartlar bir kutunun
içerisine konur. Öğretmen kartlardan birini seçerek, gruba
karttaki durumu ve duyguyu sözsüz davranışlarla vermeye
çalışır. Çocuklar neler olduğunu ve hangi duygunun
yaşandığını bulmaya çalışırlar. Sonra çocuklar da sırasıyla
öğretmenin gösterdiği karttaki duyguyu arkadaşlarına aynı
şekilde anlatmaya çalışır. Çocukların duygularını anlatırken
kullandıklarını sözsüz davranışları hakkında grup üyeleriyle
incelenir. İnsanların duygularını nasıl yansıtması konusunda
bilgi verilir. 2. Duygu Tekerleği: Üzerinde kızgınlık,
heyecan, utanç, telaş, üzüntü, sıkıntı, aşk, korku, kıvanç
vb. resimlerinin gösterildiği bir tekerlek hazırlanır.
Çocuklar sırayla tekerleği çevirirler ve önlerinde duran
duygu hakkında kendisine sorulan soruları yanıtlarlar. “daha
önce böyle hissettin mi?, böyle hissetmene sebep neydi?,
böyle hissettiğinde nasıl göründüğünü bize göster?”
4. OTURUM: Bu
oturumda uygun şekilde dikkat çekmenin ve bir oyuna yada
etkinliğe katılmanın uygun yolları üzerinde duracakları
anlatılır. Çocuklar verilen bir durumda uygun olan dikkat
çekme yollarını söyleyebilecekler ( soru sorarak vb.),
verilen bir durumda dikkat çekmek için hangi zamanın uygun
olduğunu söyleyebileceklerdir. 1. Beni Fark Et: Çocuklara
hangi durumlarda başkalarının dikkatini çekmek
isteyebilecekleri sorulur. Öğretmen soru sormak, bir grup
etkinliğine katılmak, izin istemek yada bir kişiyle tanışmak
gibi örnekler verir. Bu örnekler resimli kartlarla panoya
asılır. Daha sonra öğretmen dikkat çekmenin bir beceri
olduğunu söyler. Dikkat çekmenin uygun olabileceği
davranışlar konusunda öğrencilerin fikirlerini alır ve
uygulamalı olarak çocukların bir başka öğrencinin dikkatini
çekmesi yaptırılır. Saldırgan çocuk, olumlu çocuk, çekingen
çocuk tiplemeleriyle çocukların başka çocukların dikkatini
çekmeleri istenir. Bu tiplemelerden olumlu olanlar ile
ilgili olarak öğrencilerle konuşulur. Daha sonra “söz hakkı
için öğretmeninden söz iste, top oynarken arkadaşından pas
iste, yoldan geçen satıcıyı çağır” gibi örnekler yapılarak
dikkat çekmenin uygun modelleri öğrencilere gösterilir.
5. OTURUM:
Öğretmen bu oturumda istediğimiz ancak uygun olarak bir
grubun oyununa katılamadığımız ve grup bireylerinin
dikkatini çekemediğimiz durumlar hakkında kısa açıklama
yapar. “Hepimizin kendini yalnız hissettiğimiz durumlar
olmuştur. Bazen etkinliğe katılmak isteriz ancak buna izin
vermeyebilirler. Bu oturumda, arkadaşlarımız tarafından
kabul edilmediğimiz durumlar, nedenleri ve neler
yapabileceğimiz üzerinde duracağız”. Bu oturumda özellikle
bir gruba girmede güçlük çeken zihinsel engelli bireylerin
arkadaşları tarafından dışlandıklarında neler
yapabileceklerine örnekler verilir. 1. Ne Yapılır?:
Çocuklara şu öykü okunur. “Arkadaşları Cem’in onlarla
gezmesine, oyunlarına katılmasına izin vermiyorlardı. Bu
durumda cem, bazen bahçede bir köşeye çekilip tek başına
oturuyor, bazense sessizce ağlıyordu. Bazen Murat’ı da
oyunlarına almıyorlardı. Murat ise sinirlenip oyunlarını
bozuyor yada devamlı onlara laf atıyordu”. Öğretmen
çocuklardan ikisini seçer. Biri Murat’ı, diğeri Cem’i sözle
ve davranışlarla canlandırırlar. Sonra her iki çocuğa da
kendilerini nasıl hissettikleri sorulur. Gruba Murat ve
Cem’in başka neler yapabilecekleri sorulur. Etkinlik
zihinsel engelli çocuğun yerine geçen normal çocuklara da
aynı şekilde yaptırılıp normal çocukların neler
hissettikleri sorularak zihin engelli çocukları anlaması ve
o çocukların arkadaşlarıyla birlikte oyun oynamaya
katılmalarının zor olduğunu, özellikle bazı yetersizlikleri
olan çocuklarda oyuna girmede daha da zorlandıkları ve bu
gibi durumlarda neler hissettikleri ve neler
hissedebilecekleri konusunda bilgi verir. 2. Kendi Kendine:
Öğretmen çocuklara şu öyküyü okur. “Ayşe ve Can saklambaç
oynayan arkadaşlarına katılmak isterler. Fakat arkadaşları
oyuna başladıkları için onları oyuna alamayacaklarını
söylerler. İkisi de oyuna alınmamıştır. Ayşe bir köşeye
çekilip bütün gününü ağlayarak ve kendine acıyarak geçirir.
Can ise bulduğu kutulardan kendisine bir ev yaparak oynamaya
başlar”. Bu olay rol yaparak grup tarafından canlandırılır.
Öğretmen Ayşe’yi canlandıran çocuğa oyuna kabul
edilmediğinde ne hissettiğini sorar. Zamanını ağlayarak
geçirdiğinde sonunda ne olduğu tartışılır. Daha sonra Can’ı
canlandıran çocuğa neler hissettiğini sorar. Kendi kendine
eğlenmenin yolunu bulmanın sonuçları üzerinde konuşulur.
Diğer çocuklara böyle bir durumda yapabilecekleri şeyleri ve
neler hissedebilecekleri sorulur. Çocukların oyuna kabul
edilmesinin nedenleri ve bunların diğer çocuklara yansınması
konusunda bilgiler verilir.
6. OTURUM:
Öğretmen bu oturumda kızgınlık ve alay edilme ile başa çıkma
becerileri üzerinde durulacağını belirtir. Öğretmen
çocuklara “hepimizin yaşamında bizi kızdıran olaylar olur.
Bazen bizimle dalga geçildiğinde yada bize istemediğimiz bir
şey yapmamı için ısrar edildiğinde kendimizi çaresiz
hissederiz. Bazen kızgınlığımızı denetleyebiliriz. Bazense
kızgınlığımıza yenik düşeriz. Bu oturumda bu tür durumlarla
nasıl başa çıkabileceğinizi öğreneceksiniz”. Çocuklar
kendilerine verilen rahatsız edici durumlarda
kızgınlıklarını nasıl denetleyebileceklerini öğrenecekler,
kızgınlıklarını denetleyemeyip kırıcı olduklarında özür
dilemeleri gerektiğini öğrenecekler. 1. Kızma Birader:
Çocuklara, kızdığımız zaman kendimizi denetlemenin yolları
olduğu söylenir. “Seni kızdıran kişiden uzaklaş, yalnız kal,
dışarı çık ve yüzünü yıka, derin nefes al, seni mutlu edecek
bir şey düşün, seni ne kızdırdı ise bunu oldukça sakin bir
ses tonu ile karşındakine söyle, nasıl davranman gerektiğini
düşün”. Çocuklara bu durumları kullanabilecekleri oyunlar
oynatılır. Bu sıralanan maddeleri yapmaları istenir.
Özellikle engelli bireyin toplumda karşılaştığı sosyalleşme
sorunları zerine örnek olay oynatılır ve bu oyun sonunda
normal çocukların engelli bireye gösterdikleri alay geçme ve
engelli bireyi kızdırma davranışlarının sonuçları üzerinde
çocuklarla konuşulur. Engelli çocuğun yetersizliğini
gösteren bir örnek olay normal çocukların onlar gibi
olmasını sağlayacak oyun oynandıktan sonra normal çocuğa onu
kızdıran durumun ve kendisine geçilen alayın sonuçları
üzerinde durulur.
7. OTURUM: Bu
oturumda uzlaşma ve arkadaşça tutumlar üzerinde durulacağı
belirtilir. Özellikle farklı özellikler gösteren bireyler
olarak her insanın diğer kişilerden ayrılan özelliklerinin
olduğu ve bu özelliklerin farklılığından kaynaklanan ortak
nokta bulma zorluğu insanlara bazı durumlarda zorluklar
yaşatabilir. Bazı durumlarda bizim sevmediğimiz bir özelliği
diğeri sevebilir. Bize garip gelen durumlar diğerlerine
normal gelebilir. Bu nedenle diğer bireylerle olan
ilişkilerimizde olumlu durumlar yaşayabilmek ve toplum
içinde kendimizi mutlu hissedebilmek için diğer bireylerle
olumlu ilişkiler kurmaya, uzlaşmaya, arkadaşça geçinmeye
ihtiyacımız olduğu belirtilir. Çocukların aynı durumlar
karşısında insanların farklı hissettikleri ve
düşünebildikleri, kendilerinden farklı düşünce ve durumlara
saygıyla yaklaşmaya ve insanlarla arkadaşça geçinmeye
ihtiyacımız olduğu anlatılır. 1. Bir Buket Yapalım:
Çocuklardan kendilerine dağıtılan çiçek resimlerini
kesmeleri istenir. Daha sonra her çiçeğin ortasına kendi
resimlerini yapıştırmaları istenir. Her yaprağın üzerine
yapmaktan hoşlandıkları durum yada olayları gösteren resimli
kartlar yapıştırmaları istenir. Tamamlanan çiçekler teker
teker bir panoya asılarak bir buket oluşturulur. Sonra
gruptaki her bir üyenin farklı özellikleri üzerinde
konuşulur ve insanların farklı özellikleri sayesinde toplum
bireylerinin birbirlerine yardımcı oldukları üzerinde
konuşulur.
8. OTURUM:
Çocukların bazı durumlarda arkadaşlarına yardım etmelerinin,
onlara cesaret verici sözler söylemenin ve sıra beklemenin,
arkadaşlıkları güçlendirecek davranışlar olduğunu ve bunun
insana zevk verdiğini belirtir. Oturumda bu beceriler
üzerinde durulacağı belirtilir. 1. Yardım Eden Eller: Her
çocuğa bir el resmi, kürdan ve küçük miktar kil verilir.
Çocuklardan kil parçalarını sıralarının köşelerine
yerleştirmelerini ve önlerindeki el resimlerini bununla
süslemeleri istenir. Öğretmen, çocuklara özellikle
yapıştırma işlemi sırasında birbirinden yardım
isteyebileceklerini söyler. Etkinliğin sonunda yardım
isterken ve verirken neler hissettiklerini sorar ve bu durum
üzerinde konuşulur. 2. Acil Yardım: Her çocuğa içinde büyük
boncuklar olan kutular verilir. Bunları ellerinin tersiyle
taşımaları ve sınıf içinde gezinmeleri istenir. Öğretmen
onlara “hızlı, yavaş, ileri, sıçra” gibi yönergeler veriri.
Kutusu yere düşen oyuncu donar. En yakında bulunan arkadaşı
ona kendi boncuklarını düşürmeden yardım etmeye çalışır.
Hepsini topladıktan sonra ayağa kalkarak yürümeye devam
ederler. Oyun sonunda yardım edenlere ve yardım alanlara
bunun nasıl bir duygu olduğu sorulur ve yardım etme üzerinde
konuşulur.
9. OTURUM: Bu
oturumda çocuklara paylaşmanın ve işbirliği yapmanın
arkadaşlık ilişkilerini geliştirecek davranışlar olduğunu,
oturumda bu beceriler üzerinde duracaklarını belirtir. 1.
Göster Kendini: Öğretmen çeşitli konuları içeren resimli
kartlar göstererek her birinin bir konuyu seçmeleri istenir.
Öğrenci seçtiği konuyu arkadaşlarıyla paylaşacaktır. Grupla
paylaşılabilecek konular: bildiği bir oyunu gösteren kart,
söyleyebileceği bir şarkıyı gösteren kart, birine yüksek bir
yerden bir nesneyi almayı gösteren kart olabilir. Grupla
paylaşmanın ardından çocuklara neler hissettikleri sorulur
ve günlük yaşamda neleri paylaştıkları ve neleri
paylaşabilecekleri konuşulur.
10. OTURUM:
Öğretmen bu oturumda kendi ve başkaları hakkında olumlu
düşünme ve ifade etme becerileri üzerinde durulacağı
belirtilir. 1. Kendi Reklamım: Her çocuk sırayla yerinden
kalkar ve kendi reklamını yapar. Bunlar çok basit
özellikleri söylemek ve yapabildikleri şeyleri söylemek
olabilir. Bu özelliklerden söz ederken kendilerini piyasada
satılan bir ürünmüş gibi kısa bir reklam programıyla
izleyicilere tanıtmaları istenir. Başkalarını kötülemeden
niçin kendilerini seçmelerini gerektiğine yönelik
özellikleri söylemeleri konusunda öğrencilere bilgi verilir.
Her çocuk programı bitirdikten sonra grup tarafından
alkışlanır. Öğretmen “kendi hakkımızda olumlu şeyleri fark
etmek ve bunu söylemek kendimizden memnun olduğumuzu
kendimize güvendiğimizi gösterir. Bunları fark etmek
kendimizi iyi hissetmemizi sağlar” der. Oyunun sonunda
çocuklara neler hissettikleri sorulur. Daha sonra öğretmen
çocuklara insanların kendilerinde gördükleri olumlu
özellikleri yansıtan durumları karşılarındaki bireylerde de
görmeleri gerektiğini söyler ve onlara “onları nasıl
gördüğümüz bakış açımıza bağlıdır. Bu bakış açılarından ilki
insanların bizi kızdıran yada sıkan yanlarını görmektir.
İkinci yol ise çevremizdekilerin olumlu ve güçlü yanlarını
görmek ve bunu dile getirmektir. İki yolu kullanmanın
etrafımızdakilerle daha iyi geçinmemizi sağlayacağını
belirtir.
Demir, Abdullah,
2005
KAYNAKÇA Atik,
Belma, Özel Eğitimde Entegrasyonun Önemi, Hacettepe
Üniversitesi, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı, 1999 Batu,
Sema, Özel Eğitim, Kaynaştırma ve Özel Eğitim Hizmetleri,
Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir, 2002 Çetin, F.,
Bilbay, A., Kaymak, D., Araştırmadan Uygulamaya Çocuklarda
Sosyal Beceriler Grup Eğitimiz, Epsilon Yayıncılık, 1.
Baskı, İstanbul, 2001 Dalkılıç, Nursel, Çocuk Eğitiminde
Drama Yöntem ve Uygulamalar, Epsilon Yayıncılık, İstanbul,
2000, Dinkmeyer, D., Dinkmeyer, D., Jr., Devoleoping
Understanding Of Self And Others-Duso-I, Revisied: Teacher’s
Quide. Minneapolis, Mn: American Guidance Service, Circle
Pres, 1982 Dalkılıç, Nursel, Gönen, Mübeccel, Çocuk
Eğitiminde Drama Yöntem ve Uygulamalar, Epsilon Yayıncılık,
İstanbul, 2000 Fisher, D., According To Their Peers:
Inclusion As High School Students See İt. Mental Reterdation,
1999 Karamanlı, Doğan, Okulöncesi Dönemde Entegrasyon
Sınıflarında Bulunan 5-6 Yaş Grubundaki Normal Çocukların ve
Sınıf Öğretmenlerinin Zihinsel Engelli Çocukların Sosyal
Uyum Davranışları Hakkındaki Algılamaların İncelenmesi,
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi,
1998 Kırcaali-İftar, Gönül, Özel Eğitimde Kaynaştırma,
Eğitim Ve Bilim, 136, 44-45, 1995 Kotulak, Dona, Connaughtan,
Dennis, Çeviri: Tunalı, Dilek, Amerikan Tıp Birliği Çocuk
Sağlığı Rehberi, Epsilon Yayıncılık, İstanbul, 2002 Kuz,
Tayyar, Kaynaştırma Eğitimine Yönelik Tutumların
İncelenmesi, T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı,
Ankara, 2001 O.E.C.D., Çeviri: Kuz Tayyar, Integrating
Students With Special Needs İnto Mainstream Schools, Paris,
1995 Oktay, A., Yaşamın Sihirli Yılları: Okulöncesi Dönem,
İstanbul, 2000
Gönderen : Abdullah DEMİR |