|
Saldırganlık, saldırgan davranışların açığa vurulma eğilimi. Bir
kimsenin kendi ilgilerini, fikirlerini, karşıt fikirlere rağmen
ileri götürme, ilerletme ve kabul ettirme eğilimi. Herhangi bir
sosyal grupta veya toplumda, hakimiyet kurma ve üstünlük elde
etme eğilimi. Enerjik olma aktif ve cesaret isteyen
teşebbüslerde olma eğilimi şeklinde olmak üzere çeşitli
şekillerde tanımlanmıştır .
ÖZELLİKLERİ:
•
Saldırgan çocuklar geçimsizdir.
•
Parlamaya her an hazır olan çocuklar sık sık kavga ederler.
•
Yaşadıkları anlaşmazlıkları bilek gücüyle çözmeye çalışırlar. Bu
yüzden tepkileri ölçüsüz ve durumla orantısızdır.
•
Evde, okulda ve çevrede sürekli sorun yaratırlar.
•
Sadece anne babaya değil, öğretmen ve diğer büyüklere de karşı
gelme eğilimindedirler. Yetişkinlerle sürekli çatışma
içindedirler.
•
Kurallara uyma konusunda sorun yaşadıkları için sık sık ceza
alırlar.
•
Hep kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar.
•
Davranışlarından utansalar bile yinelemekten kendilerini
alıkoyamazlar.
•
Cezadan hiç etkilenmez veya bir süre etkilenmiş görünürler.
•
İlgisizlikten hoşlanmazlar. Sağlıklı yollardan alamadıkları
ilgiyi, bu yolla almaya çalışırlar.
NEDENLERİ:
•
Ailenin çocuk eğitiminde endişeli olması, yanlış eğitim vermeme
düşüncesi ile çocuğun üzerine gereğinden fazla düşme.
•
Aile fertlerinin birbirlerine saygı duymamaları, sürekli olarak
karşılıklı hakaret etmeleri.
•
Çocuk eğitiminde anne babanın arasında büyük anlaşmazlıklar
olması.
•
Çocuğun, saldırganlığın aşırı derecede kısıtlandığı bir ortamda
yetişmesi.
•
Çocuğun kendine güvensiz bir şekilde yetiştirilmesi.
•
Sevgisiz ve hoşgörüsüz bir ortamda yetişme.
•
Son derece serbest yetişmiş çocukta saldırgan olabilir.
Kendisinse sınır konmadığı için krallara uymak yerine, herkesin
kendisine uymasını bekler .
•
Çocuğun dayakla terbiye edilmeye çalışılması.
•
Çocukların yer aldığı gruplarda saldırgan davranışların kabul
görmesi.
•
Çocuğun istediği şeylerden sürekli yoksun bırakılması.
•
TV’ de ki şiddetin çocuklarda saldırganlık eğilimini artırdığı
düşünülmektedir.
•
Power Rangers, Action Man gibi çocuk oyuncakları yoluyla
iletilen sosyal roller ve değerler çocukların üzerinde
sanıldığından daha derin izler bırakabilmektedir. Çocuk
oyuncakları, diye hafife alınan ve salt oyun gibi görülen
araçlar aslında düşünceler, düşünce sistemleri olan
ideolojileri, bu ideolojilerin uygun davranış kalıplarını ve
hayat değerlerini oluşturmaktadır. Dünyayı, insanları,
ilişkileri iyi ve kötü şeklinde kesinleştirmek, bu kesinliği de
siyah beyaz karşıtlığında vermek özellikle erkek çocuğun
kişiliğinde fanatizme, saldırganlığa ve karşısındakiler hakkında
önyargılı olmayı meşrulaştırmaya yönelik etkiler yapmaktadır.
ÖNERİLER:
1)
Anne Babaya Öneriler:
•
Yapılan hatalara rağmen çocuğa koşulsuz sevgi gösterilmeli,
hataları zaman zaman affedilmeli hatta görmezden gelinmelidir.
•
Anne baba çocuğun davranışlarında kısıtlama yapıyorsa, bunun
nedenlerini açıklamalıdır.
•
Sorunların tartışılmasında çocuğa söz hakkı tanımayan,
doğruların merkezi olarak kendini kabul edip çocuğun
düşüncelerine önem vermeyen bir disiplin anlayışından uzak
durulmalıdır.
•
Çocuğun kapasitesinin üzerinde beklentisi olan ve bu beklentiye
ulaşmada çocuğu zorlayan anne baba bu tutumu bırakılmalı,
çocuğun kapasitesine uygun, gerçekçi beklentiler içine
girilmelidir.
•
Çocuk anne babanın aşırı düşkünlüğüne bir cevap olarak saldırgan
tepkiler gösterebilir. Aile çocuğun saldırganlığını önlemek için
onun istediğini hemen yerine getiriyorsa çocukta bu davranışlar
yerleşebilir.
•
Toplum normlarına sıkı sıkıya bağlı ve bu kalıbın dışına
çıkmayan ana baba tutumları otoriter tutumlar olarak tanımlanır.
Bu tutumlar çocukta katılık, hoşgörüsüzlük, içedönüklük gibi
kişilik özelliklerine, saldırgan davranışlara neden olur.
Çocukla ilgilenip iletişim kurarak gerektiği ölçüde kontrol
etmek ve çocuğun gelişmek için gereksinim duyduğu fırsatları
elde etmesine rehberlik yapmak gerekir.
•
İlgisiz ve otoriter ana baba tutumlarının binişik özellikleri
vardır. Bilerek veya ilgilenemediği için çocuğa karşı sevgi
göstermemek, gereksinimlerini karşılamamak, başarılarını
ilgisizlikle karşılamak düşüncelerine önem vermemek ilgisiz ana
baba tutumları olarak tanımlanabilir. Çocuğa ilgisiz davranmak
yerine, çocuğun kendileriyle karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan
olumlu bir özdeşim kurmasına fırsat vermek çocuğun sağlıklı
gelişmesi açısından çok önemlidir.
•
Aile içinde demokratik bir düzen kurarak dengeli bir bağımsızlık
sağlamak, çocuğa seçme olanağı vererek gereksinimlerini
çekinmeden söyleyebileceği bir ortam yaratmak gerekir.
•
Araştırmalar çocuklarının kötü davranışlarını cezalandırmak
isteyen anne ve babaların aslında bu davranışları pekiştirmekten
ileriye gidemediğini göstermektedir. Buna göre övülen iyi
davranışlar çocuklar tarafından nasıl öğreniliyorsa,
cezalandırılan kötü davranışlarda öğrenilebilir. Burada önemli
olan davranışın altının çizilmiş olmasıdır Bir davranış ödül ile
güçlendirilirken, ceza ile ortadan kaldırılabilir. Ancak etkili
olan ceza, o davranışın sonunda ortaya çıkacak olumsuz durumun
kendisidir. Bir davranış sonucunda ortaya çıkan olumsuzluk bir
yanıt iken, cezalandırmak bir uyancı haline gelebilmektedir.
Ceza, cezalandırılan tarafından kendine bir saldırı olarak
algılanabilir, hatta karşı atağa geçme isteği uyandırabilir.
Diğer bir ifadeyle davranış sonucu ortaya çıkan olumsuzluk
davranışın devamını önleyici bir etkiye sahipken, cezalandırmak
davranışın tekrarı için bir uyarıcı haline gelebilmektedir.
•
Saldırgan davranışın değişmesi için o davranışın yerine yeni bir
davranış koymak önemlidir. Bunun için bu tür davranışlar
gösteren çocuk veya gençleri kendilerini iyi hissedecekleri bir
faaliyet alanına yönlendirmeli ve kendilerini daha etkili bir
yolla ifade etmelerine yardımcı olunmalıdır. Bu sayede
kendileriyle ilgili algıları değişerek daha olumlu özelliklerle
kendilerini tanımlamaya ve bunlarla kendilerine güvenmeye
başlayabilir. Kendisini algılamada oluşan bu farklılık
davranışlarına yansır. Ancak uzun yıllar içinde oluşan benlik
tasarımında bir değişim gerçekleştirmenin çok kolay olmadığı,
yoğun bir çaba ve sabır gerektirdiği unutulmamalıdır.
2)
Öğretmene ve İdareciye Öneriler:
•
Okuldaki herkesin okulu sahipleneceği ve orada olmaktan
hoşlanacağı bir atmosfer oluşturulmalıdır. Okuldaki her
öğrenciye ve görevliye, kendilerinin okulun önemli bir parçası
oldukları hissettirilmelidir. Bu duygu, okulda güvenliği
sağlamaya yönelik planlama sürecine herkesin (öğretmenlerin,
öğrencilerin ve velilerin) katılımı sağlanarak başarılabilir.
•
Okulda güvenli bir ortamın oluşturulabilmesinde elbette okulu
paylaşan herkese görev düşmektedir. Ancak bu işin iyi organize
edilmesi ve sorumluluğun tek elde toplanması doğru bir
yaklaşımdır. Bu sorumluluk öncelikle, hiç kuşku yok ki en iyi
müdür zamanının çoğunu makam odasının dışında geçiren müdürdür.
Başta okul müdürü ve müdür yardımcıları olmak üzere okuldaki
bütün görevliler öğrencilerden önce okula gelmeli, öğrenciler
okula geldiklerinde tüm çalışanların kendilerini güler yüzle
karşıladığını görebilmelidir.
•
Okul yöneticileri, öğretmenler ve anne babalarla işbirliği
yapmalıdır. Güvenli bir okul oluşturmak, sadece okul
yöneticilerinin başarabileceği bir iş değildir. Velilere, okulun
güvenilir bir yer olmasının kendi çocuklarının akademik ve
duygusal gelişimine sağlayacağı katkı anlatılmalı, bu konudaki
sorumluluklarını yerine getirmeye istek duymaları sağlanmalıdır.
Özellikle okul çevresinde ikamet eden velilerin okulun giriş
çıkış noktalarını gözlem altında tutmaları ve olağandışı bir
durum gördüklerinde okul idaresiyle iletişim kurmaları için
teşvik edilmeleri yararlı olur.
•
Okulda görevli yetişkinlere çocukların gözetim ve denetiminin
nasıl yapılacağı konusunda belli aralıklarla hizmet içi eğitim
verilmesi gerekir. Bu eğitimlerde öğretmenlerin ya da okul
çalışanlarının öğrenciler arasında bir kavga çıkmaması için
neler yapılabileceği, kavga çıktığında da kavgaya nasıl müdahale
etmeleri gerektiği üzerinde durulabilir.
•
Okulda öğrencilerin gerçekten ilgisini çeken, ders dışı
etkinlerinden oluşan bir sistem kurulmalıdır. Okul çağındaki
çocuklar yapılacak ilginç ve kendilerine meydan okuyan şeyler
bulamazlarsa bu boşluğu olumsuz etkinliklerle doldurabilirler.
•
Öğrencilere doğru karar verme, sorumluluklarını bilen bir
vatandaş olma ve çatışma çözme becerilerine sahip olma gibi
yaşam becerileri, öğretim programlarıyla bütünleştirilerek
kazandırılmalıdır. Özellikle gençlerin kişiler arası ilişkilerde
ortaya çıkan anlaşmazlıkları ve çatışmaları şiddet içermeyen
yollarla çözme tekniklerini öğrenmeye ihtiyaçları vardır. Çünkü
okullardaki şiddet olayları aslında çözümlenmemiş çatışmanın
yansımasıdır. Eğer gençlere çatışmaları yapıcı bir biçimde çözme
becerileri kazandırılırsa, okulların daha güvenli yerler
olabileceğini söyleyebiliriz. Her okul öğrencilerine bu yaşam
becerilerini öğretmeyi amaçlamalıdır.
•
Saldırgan davranışın yerine yeni bir davranış koyma konusunda
aile ile işbirliği yapılmalıdır. Aile ile birlikte çocuğun
yeteneğinin ve ilgisinin olduğu bir alan belirleyip bu alanda
çocuğun okul dışında olduğu gibi okul ortamında da kendisini
ifade etmesine olanak sağlamak çok önemlidir.
•
Okul güvenliğini sağlamak için gerekli fiziksel önlemlerin
alınması çok önemlidir. İstenmeyen olayların sıkça meydana
geldiği koridorlar, spor alanları, okulun giriş çıkış yerleri ve
kantin gibi mekanlar için yetişkin gözetim ve denetimi
artırılabilir.
•
Yapılan araştırmalar, okullardaki sorunların büyük bir kısmını
okuldaki küçük bir azınlığın çıkardığını göstermektedir.
Okuldaki gözetim ve denetim faaliyetleri planlanırken, sayıca az
olan bu öğrencilerin bulundukları yerlere özel bir dikkat
gösterilmesi, bu öğrencilerin hem kendilerini hem de olası
mağdurları şiddete karşı korumak için yararlı olabilir.
•
Okula farklı yerlerden giriş yapılması engellenmeli girişler
belli bir kapıdan yapılmalı ve bu kapıda mutlaka denetim
olmalıdır.
•
Okula gelen ziyaretçilerin kaydı tutulmalı ve rast gele
ziyaretçi giriş çıkışı olmamalıdır.
•
Okuldaki şiddet olaylarıyla ilgili düzenli bir kayıt sistemi
kurulmalıdır. Bu sayede okulda meydana gelen şiddet olaylarının
ve diğer suçların analiz edilmesi sağlanabilir. Bu olaylar en
çok ne zaman, nerede meydana gelmektedir? En fazla kimler
karışmaktadır? sorularına cevap bulunarak, sonuçlara göre
güvenlik önlemleri ele alınmalıdır.
•
Öğrencilerin kendi güvenliklerinin sağlanmasına aktif bir
biçimde katılmalarının sağlanması gerekir. Bu amaçla
öğrencilerin okuldaki güvenlik plânlarının hazırlanmasına
katılmaları sağlanabilir.
•
Okulda krize müdahale ekibi oluşturulmalı ve gerekli müdahale
plânları önceden hazırlanmalıdır. Alınan bütün önlemlere rağmen
okullarda zaman zaman sorunlardan kaçınmak mümkün olmayabilir.
Bu gibi durumlarda soruna hazırlıksız yakalanmak az kayıpla
halledilebilecek olayların daha kötü sonuçlanmasına neden
olacaktır.
•
Öğrencilerin hangi durumlarda nasıl davranmaları gerektiğine
ilişkin bilgiler içeren kılavuzlar hazırlamalıdır. Bu
kılavuzlarla kurallara uyulmadığı zaman hangi yaptırımlarla
karşılaşacakları bildirilmeli ve bu yaptırımlar bütün
öğrencilere aynı şekilde uygulanmalıdır.
•
Okulun güvenliğini artırmak üzere polis, itfaiye, acil servis
gibi birimlerle hemen iletişim kurabilecek şekilde düzenlemeler
yapılmalıdır.
•
Okulda meydana gelen şiddet ya da işlenen suçlardan dolayı
mağdur olan öğrenciler özel bir dikkate ve desteğe ihtiyaç
duyarlar. Okullardaki psikolojik danışmanlar bu desteği
sağlamada çok önemli bir rol oynarlar.
•
Okul güvenliği planı her yıl gözden geçirilerek
güncelleştirilmelidir
3) Psikolojik
Danışmana Öneriler:
• Psikolojik
danışman idareci ve öğretmenlerle birlikte okul güvenlik
planının oluşturulmasında ve uygulanmasında aktif rol alabilir.
• Okulda
saldırganlık ve şiddet olaylarının ortaya çıkmasını önleyici bir
takım düzenlemeler yapabilir. Bu düzenlemelerin başında
idareciden yardımcı personeline kadar okulda görevli tüm
çalışanlarda ortak bir disiplin anlayışının geliştirilmesi
gelmektedir. Psikolojik danışman seminer, kurs, konferans,
kaynak kitap gibi eğitim çalışmalarıyla bu anlayışın oluşmasında
etkin rol alabilir.
• Psikolojik
danışman öğrencilerle yaptığı görüşmelerde görüşülen öğrencinin
yada diğer öğrencilerin güvenliğini tehlikeye sokan birtakım
bilgilere sahip olduğunda,gizlilik ilkesi çerçevesinde
(başlangıçta öğrenciyle bu durumu yetkililere bildirme konusunda
konuşarak), bu bilgileri yetkililerle paylaşılıp bir an önce
gerekli önlemlerin alınmasını sağlayabilir.
• Okullarda
saldırganlık olaylarını belirlemeye yönelik çalışmalar
yapabilir. Yaptığı çalışmalar çerçevesinde hem zorbalığa maruz
kalan hem de zorbalığı yapan öğrencilere yönelik psikolojik
yardım hizmeti sunabilir. Bu çalışmaları öğrencinin ailesi ve
öğretmenleriyle işbirliği içinde yapar.
• Saldırganlık
olaylarının boyutunun anlaşılması için yapılan saldırganlık ve
şiddet olaylarını belirleme çalışmalarının sonuçları öğretmen ve
velilere bildirilmelidir.Yapılan çalışma sonucunda saldırgan
davranışlar içinde olduğu belirlenen öğrencilerle saldırganlık
eylemine maruz kalan öğrenciler müdahale programına alınmalıdır.
• Saldırgan
çocuklara özgü müdahale programlarında davranış kontrolü,
kendini denetleme stratejileri ve sosyal beceri eğitimi gibi
konulara yer verilebilir.
• Zorbalar ve
kurbanlarına verilecek psikolojik yardım, saldırgan
davranışların yerine daha uygun davranışları yerleştirecek
becerilerin geliştirilmesine ya da kaçınma ve geri çekilme
davranışlarının yerine atılgan davranışların yerleştirilmesine
yönelik olduğu zaman daha etkili sonuçlar vereceği
unutulmamalıdır.
• Saldırgan
davranışlar gösteren öğrencinin bu tür davranışlar yerine spor,
bilgisayar,güzel sanatlar etkinlikleri, akademik çalışmalar gibi
çeşitli alanlara yönelmeleri sağlıklı davranışlar
geliştirmelerini kolaylaştırabilir. Psikolojik danışman
öğrencilerin saldırgan davranışların yerine alternatif yeni
davranışları öğrenmesinde rehberlik yapabilir.
• Saldırgan
davranışlar gösteren öğrencilere karşı tüm okul personelinin
öğrencinin ruh sağlığını dikkate alan ortak ve istikrarlı bir
tutum geliştirmelerinde etkin rol alabilir. |