0-3 yaş gurubuna etkiler
0-3 yaş için TV bazı
durumlarda ciddi sıkıntıların kaynağı olabilmektedir. Ailelerin
sosyoekonomik zorlukları , çalışan annelerin durumu ,
çocuğun-ilgilenilmesi gereken - ek kardeş durumu , anne
babaların kendilerine ait sorunları ,yapılması gereken ev
işleri , anne babaların sosyoekonomik zorluklardan dolayı ek
işlerde çalışmaları , anne babalardan birinin veya ev
içerisindeki bireylerden birinin kronik hastalığı , ailelerin
kendi psikososyal ihtiyaçları için zaman ayıramaması , anne
babaların kendilerinin psikiyatrik sorunları , istenmyen
hamilelik sonucu bebeğin doğmuş olması , çocuğun bedensel bir
hastalığının olması ve buna benzer sayacağımız onlarca etken
nedeni ile anne ve babalar çocuklarına yeterince zaman
ayırmamakta veya ayıramamaktadırlar. Bu nedenlerden dolayı anne
babalar isteyerek veya istemeyerek çocuğu ile fazla
ilgilinememekte çocuğu ile ilgilenme fiziksel bakım ( karnını
doyurma , altını temizleme vb. ) ötesine çok fazla
geçememektedir.
Bu dönemde çocukların
duygusal doyum sağlaması ve onun ile her bakımdan ilgilenilmesi
onun sağlam ve güçlü bir psikolojik yapısının oluşmasına zemin
hazırlar. Bu dönem için bebeği okşamak , kucaklamak , onun ile
konuşmak , sevildiğini hissettirmek , onun ile oynamak, onun
ile birlikte vakit geçirmek , onu gezdirmek, psikomotor ve
psikososyal yönünün gelişimine çok büyük katkılarda bulunur.
Bebek ile birlikte vakit geçirmek , onun insanlar arası
ilişkilere yabancılaşmasını engeller ve ilgilenen bakıcısı
vasıtası ile önce karşısındaki bireyi , aile ortamını ve yavaş
yavaş sosyal çevresini tanımasına yol açar . Bu bağlanma yolu
ile önce anneye karşı bir ilişki gelişir . Bu durum anne
karnında başlar ve bebeklik döneminde devam eder. Çocuk bu bakım
veren aracılığı ile iletişim geliştirmeye , kendini ifade etmeye
, ihtayaçlarını anlatmaya çalışmaya , kısacası sosyal ortamın
gereklerini yaparak yanında ve çevresinde bulunan insanlar ile
iletişim ve etkileşim içerisine girmeye başlar.
Çocuk sosyal ortamda
iletişimin temel esası konuşma olduğu için konuşmayı öğrenmek
zorundadır. İnsanlar tarafından sevilmek için onları anlamak
onların duygusal uyarılarına cevap vermek zorundadır. Çocuk
sosyalleşmek ve iletişimini kurmak için etrafındakilerden
özelliklede bakım veren kişiden teşvik almak zorundadır. Bu
çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ( yiyecek , giyecek , temizlik
, koruma vb) , onun dertleri ile ilgilenmek , onun ile birlikte
vakit geçirmek , onu öpmek , okşamak, konuşmak , oynamak vb gibi
yapılan girişimler ile çocuk sevildiğini hissettirerek , onun
için , psikososyal gelişim için bir teşvik oluşturmalıdır.
Konuşma , etraf ile ilgilenme , sosyal ortamların gereklerini
yerine getirme , insanlar ve yaşıtları ile ilgilenme ,
ihtiyaçlarını insanlara anlatma , insanlara duygusal yakınlık
kurma ,cansız varlıklardan çok canlı varlıklar ile ilgilenme
gibi bir çok psikososyal faktör çocuklarda bu iletişim ve
etkileşim ortamında kendileğinden meydana gelmeye başlar .
Bütün bunlardan
bahsetmemizin nedeni , bizim meselemiz ile yakından ilgili
olmasından dolayıdır. Çocuk cansız bir varlığın karşısında ,
duygusal ve sosyal uyarıdan mahrum , sevgiden ve bağlandığı
kişiden uzak ,çocuğun konuşmasına , bakışına , gülümsemesine
karşılık vermeyen , gönderdiği iletişim ve etkileşim mesajlarına
cevap vermeyen, sert , soğuk bir cismin karşısında kaldığında
( ne kadar ses ve görüntü olursa olsun çocuk onları yorumlayacak
ve kabul edecek durumda ve psikososyal seviyede değildir ) biraz
önce saydığımız sosyalleşme ve bireyselleşme ve kendiliğinden
gelişecek olan psikososyal yönlerin hepsi eksik veya yetersiz
kalacaktır. Neden küçük çocuklar için bu biraz daha sıkıntılı
bir durum ? çünkü çocuğun busosyal ve duygusal eksikliği telafi
edeceği arkadaş ve sosyal ortamı , konuşmak veya vakit geçirmek
için gideceği ikinci bir ortam ve bunu telafi edebilecek
psikomotor ,psikososyal yeterlilik henüz gelişmemiştir ayrıca
alternatif bir gelişim ortamı yoktur .
TV karşısında 0-3 yaş
arasında aşırı miktarda kalan (günlük 1-2 saatin üzerinde )
çocuk , ailede ve özellikle de bakım veren kişide eşlik eden
yukarıda saydığımız diğer etkenler de varsa , sosyal gelişim
(duygusal etkileşim ve karşılık verme, sosyal ortamlara uyum ,
insanlar ile ilgilenme , onlara yakınlık gösterme , yaşıtlarına
ilgi vb) , ve iletişim ( konuşma , anlamlı jest ve mimikler ,
heceleme , agulama , ses çıkarma , cümle kurma vb.) için gerekli
olan fonksiyonların gelişiminde gecikmeler veya yetersizlikler
görülür. Bu duruma yani iletişim ve etkileşim bozukluğuna yol
açabilecek diğer nedenlerin olup olmadığı incelenmelidir. Bütün
bu nedenlerden dolayı bebekler için sevgi ,duygusal ilgi ve
birlikte geçirilecek vakit yerine çocuğun TV karşısında kalması
son derece sakıncalıdır.
Bu dönemde uzun süre
çok aşırı miktarda TV karşısında kalan çocuklarda başka
hazırlayıcı nedenler yok ise , başka nedenler de eklenerek bazı
psikiyatrik tablolar gelişebilir. Bu tür çocuklarda etrafa karşı
ilgisizlik , seslenince bakmama , göz kontağı kurmama ,
insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik , onlarla duygusal ve sosyal
iletişime geçmeme , kendi halinde olmaya çalışma , kendi
etrafında dönme , sallanma , aşırı derecede cansız nesneler ile
ilgilenme , konuşmama , cümle kurmama , iletişim ve etkileşimde
problemler , duygusal olarak karşılık verememe vb. bir çok
belirti görülebilir. Bu nedenle ane babaların özellikle bu yaş
için TV izleme konusunda sınırlamalar ile birlikte durumu
yönlendirmeleri , normal psikomotor ve psikososyal gelişim için
uygun olur.
Aynı zamanda bu yaş
içindeki bir bebek veya küçük çocuk ile hem anne hem babanın ,
mümkün olduğunca fazla vakit geçirme ,onunla oyun oynama ,
konuşma , sevdiğini belli etme , duygusal yakınlık gösterme ,
onun ile gezme , onun fiziksel bakımını ihmal etmeme , onun
normal gelişim basamakları konusunda dikkatli olma , onun diğer
çocuklar ile etkileşim ve iletişimine zemin hazırlama , sadece
onun için belli zamanlar ayırma , ona masal anlatma vb. bir çok
faaliyeti günlük hayat içerisinde yapmaları uygun olur.
4 -7 yaş çocuklar ve TV
Bu yaş grubunda çocuğun
gelişimi ile ilgili önemli adımlar atılır. 0-3 yaş grubunda
olduğu gibi çocuğun gelişimi bu dönemde de çok hızlı bir şekilde
devam eder. Bu dönemde anne baba , arkadaş ve sosyal çevre ile
etkileşim ve iletişim belirgin olarak artmış ve artık
erişkinlerle birlikte belirgin olarak uyum sağlanmıştır. Bu
dönemde gerek dil gelişimi , gerek motor gelişim de önemli
aşamalar kaydedilir. Bu dönemde çocukta ki etkilenmeler hayat
boyu çocuk için çok önemli olmaktadır.
TV nin bu dönemde çok
aşırı izlenmesi çocuğun dil ve sosyal gelişiminde bazı
sıkıntıların ve eksikliklerin oluşmasına neden olabilir. Bu
dönemde çocuklar TV de gördükleri görüntüleri tamamen somut
olarak yorumlarlar yani çocuklarda tam olarak soyut düşünce
gelişmediği için gerek çizgi filmler gerek filmler de görülen
görüntüler olduğu gibi algılanır. Çocuk bütün bunları olduğu
gibi uygulamaya çalışabilir. Yani çizgi filmde gördüğü bir
hareket veya sahneyi olduğu gibi yapmaya çalışabilir. Çocuk için
bu dönemde şiddet içeren ve aşırı abartılı konulardan oluşan
çizgi filmler oldukça sakıncalı olabilir. Bilinçaltı şiddet
duygularının yerleşmesine neden olabilir . Aynı zamanda çocuğun
bu dönemde izleyeceği gerilim, korku veya aşırı şiddet içeren
görüntülerden çocuklar oldukça aşırı etkilenebilir , bu durum
onları akla gelen görüntüler ve düşünceler ile günlerce rahatsız
edebilir. Ek olarak çocukta uyku bozukluğu , yalnız kalmak
istmememe , korku ve endişe duyguları yerleşebilir ( klinik
ortamda bunun örneklerini görmekteyiz ) . O nedenle anne
babaların bu dönede izlenen programlara özellikle dikkat etmesi
gerekir.
Çocuğun sosyalleşmesi ,
yakınları ile diyalog kurması , sosyal adaptasyonu , dil
gelişimi ve buna benzer konular TV izleme ( aşırı miktarlarda )
ile eksik kalabilir. Bu yaşlardaki çocukların eğitici programlar
harici özellikle şiddet içeren ve çocuklar için travmatik olacak
görüntülerden uzak kalmaları uygun olur. Bu hazırlıksız
karşılaşılan görüntüler onlarda bilinçaltı kaygı , gerilim ,
korku , şiddete eğilim gibi sıkıntılara yol açabilir. Amerika ve
Avrupada uzmanlar küçük yaşlarda gösterilen şiddet
davranışlarının önüne geçmek için çok büyük gayretler
sarfetmekte ,özellikle son zamanlarda okullarda gösterilen
şiddet olaylarından sonra meselenin öneminin daha da arttığı
anlaşılmaktadır . Mühim olan ve yapılması daha basit olan şey
çocukların ruh sağlığı bozulmadan koruyucu önlemlerin alınması
gerekliliğidir.
Unutulmamalıdır ki
çocukluk çağında görülen her görüntünün , duyulan her sesin ,
karşılaşılan her iyi ve kötü muamelenin muhakkak ileriki
yıllarda bir yansıması olacaktır. Bu nedenle TV gibi iletişim
araçları eğitim amaçlı olarak kullanılmalı , eğlence amaçlı ise
belli sınırlarda kullanılmalıdır. Özellikle anne babalar,
aile olarak birlikte izledikleri programlar konusunda oldukça
seçici davranmalıdırlar . Bütün bunlara ek olarak , aşırı ve
uygunsuz TV izleme durumunda , daha çok geç saatlerde
izlenmesine müsade edilen programlar ile çocukların uyku ritmi
bozulmakta , vakit ve motivasyon eksikliğinden dolayı
çocukların oyunlar ve değişik aktiviteler ile kazanacakları
motor beceriler yetersiz kalmakta , çocukların arkadaş
ortamlarında kazanacakları sosyal adaptasyon yeteneği istenen
seviyede olmamakta , ince motor becerilerin gelişimine ve anne
babanın eğitimi için gerekli vakit azalmakta , bu yaş için
gerekli olan fiziksel hareketlilik ile enerji atımı eksik
kalmakta , TV nin çocuklar için bir miktar katkısı olsa bile
genel olarak dil , sosyal ve motor gelişimde sıkıntılar
gözlenmektedir. Bu durum eğer anne babanın çocuğu için yeterli
vakit bulmasında sorun varsa , çocukta ek olarak psikiyatrik
sıkıntılar varsa , çocuğun gelişimini destekleyecek diğer
faktörler eksik ise daha da büyük sıkıntı olmaktadır.
7-12 yaş arası çocukların durumu
Bu dönemdeki
çocuklar genelde ağır eğitim şartları içinde olan grubu
oluşturmaktadır. Aynı zamanda TV nin eğitim amaçlı kullanımından
daha fazla yararlanacak bir yaş grubunu oluşturmaktadır.
Yukarıda saydıklarımıza ek olarak bu yaş grubunda soyut düşünce
yerleşmeye başlamış olmasının etkileri görülür. Çocuklar TV deki
görüntülerden etrişkin düzeyinde etkilenmeye başlarlar. Yukarıda
değindiğimiz gibi bu yaş grubunda da şiddet içeren , korku ve
gerilime neden olan sahnelerin çocuğun gelişiminde problem
oluşturacağını söylemek gerekir. Yukarıda bahsettiğimiz iletişim
ve sosyal adaptasyon üzerine etkileri 0-3 yaş ve 4-7 yaş
grubundaki kadar negatif şekilde olmaz . Çocukların bu yaşlardan
itibaren TV üzerinden kazanımları eğer iyi yönlendirilir ve
seçici davranılırsa devam eder. Bu yaştaki çocukların ders ve
okul saatleri de göz önüne alınarak TV izleme saatleri uygun bir
şekilde sağlanmalıdır. TV izlemenin aşırılığı durumunda çocuğun
sosyal aktivitelerinde , arkadaş ilişkilerinde , ders
başarısında , sportif faaliyetlerinde , yaşa uygun becerilerin
geliştirilmesinde sorunlar yaşanabilir.
3- ZAMANINDA KONUŞMAYAN ÇOCUKLAR
Konuşma ve dil gelişimi
iletişim ve sosyal hayatın en önemli öğesidir. Kişi iletişim
araçları ile kendini ifade eder ve hayatını devam ettirir.
Konuşma ve iletişimin eksik kaldığı bir hayatta bir çok
sıkıntının gelişmesi açısından zemin hazırlanmış olur. Çocuk ilk
doğduğu günden beri sürekli olarak psikososyal ve psikomotor
gelişim süreci içerisindedir. Dil gelişimi de belli ölçüde
doğumdan itibaren gelişmeye başlar. En ideal olanı çocuğun
yaşına uygun konuşma becerisine kavuşması ve bu yönde herhangi
bir gelişimsel bir sıkıntı oluşmamasıdır. Çocuğun zamanında
konuşması, psikososyal gelişimin aşamalarının düzenli olması ,
çocuğun sosyal ilişkilerinin ve gelişiminin normal olması , zeka
ve öğrenme kapasitesinin normal seviyeye gelmesi , ulaşması
gereken gelişimsel dönemlere varması için gereklidir. Konuşma bu
kadar önemli olduğuna göre isterseniz konuşmanın zamanı ve bunu
pozitif ve negatif yönde etkileyen etkenleri gözden geçirelim.
Genelde bütün
çocukların konuşması ve dil gelişiminin olması için yapısal
olarak sinir sistemi , sinir sistemi ile dil kasları arası
yollar , ağız -damak -dudak -diş yapısının doğuştan normal
olması gerekmektedir. Bunlarda ki herhangi bir doğumsal sıkıntı
ve eksiklik veya sonradan oluşabilecek bozukluk, çocuğun
konuşmasını negatif yönde etkileyecektir. Bu normal anatomik
yapıyı kötü yönde etkileyebilecek bir çok hastalık mevcuttur. Bu
hastalıkların hamilelik döneminde annede ve çocukta gelişmesi
veya doğum sonrası çocukta gelişmesi ile bu normal anatomik yapı
bozulabilecektir. Bu hastalıkları tek tek saymak oldukça uzun ve
geniş kapsamlı olduğundan , şu anda fazla ayrıntıya girmeden
temel konuları aktarmak istiyorum.
Çocukların genelde ilk
altı ayında yavaş yavaş heceler çıkmaya başlar ( ma ma , ba ba ,
da da vb ) , 12 aydan itibaren kelimeler çıkmaya başlar ( anne ,
baba, mama , dede vb ) , 18 aydan itibaren de cümle kurmaya
başlar (anne gel , baba ver vb ). Bu gelişim dönemlerinin çok
gerisinde kalan çocukların genel olarak konuşma yönünden
incelenmesi gereklidir. Zira gözden kaçırılacak bir durum
çocuğun iletişim sorununa ikincil olarak , normal zeka
gelişimini , sosyal gelişimini kötü yönde etkileyecektir. Bu
arada bazı çocuklar hiçbir problemi ( anatomik ve psikiyatrik )
olmadığı halde geç konuşmaya başlamakta ve konuşma geç
olmaktadır. Ama anne babalara tavsiyemiz , belli bir dönem
beklendikten sonra hala konuşmayan çocuklar için gerekli
incelemeleri sağlamaları uygun olur.
Konuşmaya negatif etki
eden , yani geç konuşmaya neden olan yada istenen konuşma
seviyesini engelleyen durumları belirtmek yerinde olur. Bunun en
sık karşılaşılan nedenleri arasında zeka sorunlarını saymak
yerinde olur , Zeka olarak yaşıtlarına göre geri olan çocuklar ,
yaşıtlarından daha geç konuşmaya başlayacaklardır.
İşitme sorunu olan
çocuklar dış dünyadan hiç bir ses işitmedikleri ve uyaran
almadıkları için konuşma sorunu onlarda da yoğun bir şekilde
olacaktır. Çocuğun konuşma mekanizmasının ve yeteneğinin
gelişmesi için dış dünyadan ses olarak uyarı alması , bunları
algılaması , yorumlaması , ayırt etmesi ve bunun sonucunda ona
benzer sesleri çıkartması süreci gereklidir. O nedenle
konuşmayan çocuklarda işitme yönünün incelenmesi uygun olur ,
özellikle sık olarak otitis media ( orta kulak infeksiyonu )
geçiren çocuklar için bu konuda dikkatli olunmalıdır.
Konuşma ya negatif etki
edecek diğer bir durum ise çocuğun görme sorunu olmasıdır . Bu
durum işitme sorunu kadar probleme yol açmasa da çocuğun
etrafında olup biteneleri görmesi , nesneleri tanıması ,
isimlerini öğrenmesi , diğer çocuklara uyum sağlaması açısından
, görme özürünün olması ,konuşma açısından sorun olabilmektedir.
Bir başka neden olarak
sık havale ve epilepsi geçiren çocukları örnek olark
verebiliriz . Bazı çocuklar normal konuşmaya başladıkları halde
, hatta bazı cümleler kurmalarına karşın geçirdikleri havaleler
ve epileptik nöbetler çocukların beynindeki işitme merkezi veya
ilgili bölümlerde zarara yol açarak , konuşma açısından ciddi
sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle anne babaların
çocuklarının havale geçirmesini engellemeleri önemlidir. Bu
durumu olan çocuklarda EEG (elektroensefalografi) çekilerek
kolaylıkla havale ye bağlı sorunlar tespit edilebilir.
Bir diğer neden olarak
kendi halinde olan , çok fazla uyarı almayan çocuklarda , geç
konuşma ve iletişim sorunları olabilmektedir. Çocuğun doğduğu
andan itibaren insanlar arasında olması , onunla konuşulması ,
sevilmesi , oyun oynanması onun gerekli çevresel uyarıları
alarak konuşmasını hızlandıracaktır. Diğer yandan etrafında
fazla insan bulamayan , kendi halinde kalan çocuklarda bu
gelişim geri olabilmektedir.
Yukarıda bahsedilen
soruna paralel olarak özellikle 0-3 yaşta izlenen TV ye
(saatlerce müzik , reklam izleme ) bağlı olarak çocuklarda dış
dünyadan kopma , kendi halinde olma eğilimi , insanlardan ve
insanlar arası ilişkilerden uzaklaşma , nesneler ile daha fazla
ilgilenme , duygusal alışverişten vazgeçme , konuşmama ,
yaşıtları ile ilgilenmeme , seslenince bakmama gibi bir durumun
olduğu bir psikiyatrik tablo gelişebilir. Buna bağlı olarak
çocukların konuşması gelişmez veya geliştikten sonra
gerileyebilir. Bu durum geç farkedildiği zaman konuşma sorununun
yanısıra bir çok sorunun eşlik ettiği otistik özellikler
gelişebilir . Anne babaların bu kritik yaşam evresinde ( 0-4 yaş
) çok fazla TV izlettirmekten kaçınmaları yerinde olur.
Ayrıca düzenleme
bozuklukları , yaygın gelişimsel gerilikler , kronik depresyon ,
çocukluk çağı psikozları gibi bir çok hastalıkta ve çok merkezi
sinir sistemini tutan hastalıklarda konuşma sorunları
yaşanmaktadır.
Çocuğun konuşma ve iletişim yönünde
gelişimini hızlandırmak için yapılabilecekler.( yukarıda
bahsedilen hastalıklar ve bedensel sorunlar dışlandıktan sonra )
1- Çocuğa sevgi ve huzur dolu
bir aile ortamı hazırlamak
2- Çocuk ile ilgilenmek ve
sevildiğini hissettirmek
3- Çocuğun bedensel
ihtiyaçlarına ( yemek , uyku , koruma vb ) cevap vermek
4- Çocuk ile yaşı ne olursa
olsun sık sık konuşmaya çalışmak
5- Yaşına uygun bir şekilde
onun ile oyun oynamak
6- Çocuk ile birlikte vakit
geçirmek
7- Onun dengeli ve çeşitli
beslenmesini sağlamak
8- Onun kendi haline kalmasına
izin vermemek
9- Mümkün olduğunca yaşıtları
ile birlikte oyun oynamasını sağlamak
10- İnsanlar arasında sık sık
bulundurmak
11- Ona hikaye masal anlatmak ,
ninni söylemek
12- Onun size gönderdiği
konuşma ve ses mesajlarına cevap vermek
13- Bir nesneyi eline aldığında
onun ile ilgili ona bir şeyler anlatmak ( çocuk 3- 4 aylık bir
bebek olsa bile )
14- TV karşısında çok uzun süre
kalmasını engellemek (0-4 yaş )
15- Onun ile konuşurken ses
tonunu iyi ayarlamak
16- Onun işaret ile gösterdiği
istekleri onunla konuşarak yönlendirmek, anlatmasını sağlamak
(yaşına uygun olarak)
17- Onun fikirlerine değer
vermek onun ile sık sık dertleşmek ( yaşına uygun olarak )
18- Onun kendine güvenini
artırmak (bakınız özgüveni artırma yolları )
19- Onun sık sık sosyal
ortamlarda bulunmasını sağlamak
20- Kalabalık içinde onun
konuşmasını teşvik etmek
21- O konuştuğunda onu
cesaretlendirmek , teşvik etmek
22- Onun yaşına uygun bir
eğitim almasını sağlamak
23- Günlük belli bir zaman
ayırarak onun ile resimler üzerinde bol bol konuşmak
24- Ondan yaşına uygun olarak
hikaye , masal anlatmasını istemek
25- Konuşma zorlukları
gördüğünüzde onun dikkatini konuşma zorlukları üzerine çekmemek
|